Salı, Haziran 23, 2009
Salı, Mayıs 26, 2009
İncin de incitme
Çoğunu ele ver, sen al azını!
Kendin incin; ama eli incitme!
İyinin kötünün, çekip nazını,
Tek kendin incin de, eli incitme!
Tekkeyi beklersen, içersin çorba,
Büzülmez el ağzı, değil ki torba,
Varsın ahmak densin, denmesin zorba,
Tek kendin incin de, eli incitme!
El iki söylesin, sen birin söyle!
Günahını düşün, uslu dur şöyle!
Kötülük edene, iyilik eyle!
Tek kendin incin de, eli incitme!
Dünya yıkılsa da haktan ayrılma!
Söylenen sözlere, hemen kırılma!
Tenkit edenlere, sakın darılma!
Tek kendin incin de, eli incitme!
Kadere razı ol, isyan eyleme!
Gerçeği gizleme, yalan söyleme!
Gönül yıkıp Cehennemi boylama!
Tek kendin incin de, eli incitme!
Hep ezilen sen ol, ezen olma sen!
Üzülen sen ol da, üzen olma sen!
Zalim olma, mazlum âhı alma sen!
Tek kendin incin de, eli incitme!
Üzgün gönlü tamir etmektir hüner,
Kalb kırmak, Kâbe’yi yıkmaktan beter,
Yunus bir gün, senin derdin de biter,
Tek kendin incin de, eli incitme!
Cumartesi, Ocak 17, 2009
Çarşamba, Ocak 14, 2009
Erkek kapanı
bir taş attım
bir kuş havalandı
gökyüzümle yakaladım O'nu
O özgürce dolandı...
güvencinim'e...
bir kuş havalandı
gökyüzümle yakaladım O'nu
O özgürce dolandı...
güvencinim'e...
Cuma, Ocak 02, 2009
Salı, Kasım 04, 2008
Pazar, Ekim 05, 2008
Perşembe, Haziran 19, 2008
Perşembe, Nisan 17, 2008
Salı, Nisan 15, 2008
mevlana nın aynası...
insanın içinde kötülük olmasa kötülüğü görebilir mi?
.......
mevlana der ki: "insan puslu bir aynadır, yüzeyini ne kadar temizler cilalarsa var olan mutlak'ın güzelliklerini de o kadar iyi yansıtır."
.......
mevlana der ki: "insan puslu bir aynadır, yüzeyini ne kadar temizler cilalarsa var olan mutlak'ın güzelliklerini de o kadar iyi yansıtır."
Pazartesi, Nisan 07, 2008
allah adıyla işaret edilen
allah adıyla işaret edilen
böyle bir şey var,
her şeyi kapsayan bir şey var
her şeyi unutturan bir şey var
her şeyi anlatan bir şey var
her şeyin anlattığı bir şey var
bilinmeyen bir şey var
bilinen bir şey var
böyle bir şey var
sadece bir şey var
böyle bir şey var,
her şeyi kapsayan bir şey var
her şeyi unutturan bir şey var
her şeyi anlatan bir şey var
her şeyin anlattığı bir şey var
bilinmeyen bir şey var
bilinen bir şey var
böyle bir şey var
sadece bir şey var
Perşembe, Nisan 03, 2008
selam
selam, selam edilenin varlığını kabul etmektir, selam edileni algıya dahil etmektir, algılamaktır, okumaktır, seyretmektir.
varlığa yokluğa selam olsun, alemlere insanlara ağaçlara bitkilere hayvanlara madenlere meleklere yıldızlara evrene
her şeyi kapsayan şey'e selam olsun.
varlığa yokluğa selam olsun, alemlere insanlara ağaçlara bitkilere hayvanlara madenlere meleklere yıldızlara evrene
her şeyi kapsayan şey'e selam olsun.
Pazartesi, Mart 24, 2008
Çarşamba, Mart 19, 2008
Cumartesi, Mart 15, 2008
mutlak doğru...
doğru kavramı -yaşamımızın bizi tedirgin eden perspektifinden bakıldığında- evrene, hayata karşı davranışlarımızdan ugun olanıdır. herhangi bir anda, verebileceğimiz sonsuz farklılıktaki tepkilerden geri-dönüş itibariyle ve tüm evreni kapsayan etkileşimi itibariyle ya iyi-uygun-doğru dur -ki bu etkileşimin sınırsızlığı itibariyle tüm evren için doğrudur- ya da yanlıştır. yani herhangi bir an'sal varoluşta, yapacağımız herhangi bir hareket bu sınırsız etkileşim vasıtasıyla ya madde bağımlılığından kaynaklanan negatif yüklü enerji yayacak ya da madde merkezli anlayışı delen pozitif yüklü enerji yayacak [1]. bir an için yapacağımız bu tepkinin, bu yükler dışında olma ihtimali yok ve bu tepkinin hangi yükü ihtiva edeceği malumunuz tesadüfi değildir. sistemin belli kıstasları vardır. bu konuda emin olun sistem çok zeki ve uyanıktır, yani O'nu kandırma gibi bir girişim ileride muhtemel milyarları hüsrana uğratacaktır. ve asıl mesele ise böyle bir değer yargısının, kriter tablosunun veya mutlak doğrunun var olduğu...
mutlak doğru yoktur psikolojisi ise, insanın çok iyi duyumsadığı bu doğrulara göre yaşayamamasının (hayvani-bastırılamayan-edepsiz isteklerin yalan söyletme gücü dolayısıyle) verdiği rahatsızlığı, ahmakça elimine etme çabasıdır. netekim böyle bir mutlaklığın olmaması, bütün bilim insanları boşa emek harcıyor anlamına gelir. bir yerlerde belli kurallar var ki bilim adamları bazı teoriler ve yargılar bulabiliyorlar.
herkes bilir ki 20. kattan atlarsa insan ölür. tesadüf değildir. sonra çoğumuz biliriz ki, kemik kırıldıktan sonra kaynayana kadar hareket ettirilmemesi gerekir. eğer alçı gibi bir malzemeyle sabitlenmezse muhtemelen kaynama aşamasında yeniden kırılır. sonra daha az insan bilir ki, kaza geçiren bir motorsikletliden kaskı çıkarırken nelere dikkat edilmelidir. eğer kazada omurilik çatladıysa ve kazazede yaşıyorsa, hatalı bir çıkarma girişimi, kazazedeyi, en iyi ihtimali felç kalmak olduğu bir duruma düşecektir (genellikle ölüm). ve daha da az insan bilir ki, çevresinde gördüğü renkler onun psikolojisini, olaylara yaklaşımını değiştirmekte kendi ürettiği anlam, enerji yönüne çekmektedir. mesela kırmızı bir salona sahip ailede sürekli gerginlik olması tesadüfi değildir. bilgiler derinleşip, karmaşıklaştıkça olayların olasılığı ve tesadüfî denilebilinitesi arttı. lakin bilen bilir ki, ailedeki gerginlik, motorcunun felç kalması tesadüfi, es kaza olmamıştır, sadece daha detaylı bilgi gerektiriyordu. eğer insan daha çok bilirse görür ki hayatta olan her şey belli kurallar çerçevesinde işliyor.
o zaman bu kuralların hepsini öğrenen her şeyi bilip geleceği görebilir mi? hayır. mutlak olan gerçek aynı zamanda sonsuz olduğundan dolayı, bir insanın kapasitesi hiçbir zaman için buna yetmeyecektir, tümü eksiksiz anlayamayacaktır ("Allah a hakkıyla sena edemeyecektir"). lakin öğrendikçe geleceğe dair daha iyi tahminlerde bulunur. örnek olarak hava durumu tahminlerini verebiliriz. şu anki bilgiler ışığında önümüzdeki hafta için havanın %100 ne olacağı bilinmiyor lakin yüksek oranda tahmin edilebiliyor.
"herkesin kendi doğrusu vardır" yargısı doğrudur. herkes mutlak ve sonsuz olandan kendi algı ve anlayış kıstaslarına, kendi kapasitesine göre alacaktır. bir ağacı ele alalım... aynı ağacın yanından sürekli insanlar geçiyor. bir fizikçi geçerken, ağacın rüzgar kuvvetine karşı nasıl ayakta yıkılmadan durduğunu, esnekliğine göre köklerinin ne kadar kuvvetle tuttuğunu görebilir. ekoloji alanında bilgili bir insan, ağaçların temel yaşam döngüsünden oksijen üreterek ne kadar önemli ve etkili bir yere sahip olduğunu görecektir. bir ressam o ağacın renklerinin ne kadar birbiriyle uyumlu, yaprak ve dal şekillerinin ne kadar güzel ve orantılı olduğunu, bir marangoz ağacın ne tür mobilyalar için uygun olacağını, ondan nasıl eşyalar yapılabileceğini, bir çocuk tırmanıp nasıl eğlenileceğini vs. görür... geçen her insan baktıkları aynı şeyi, kendi bilgileri nispetinde gördü ve algıladı. oysa ki ağaç bu arada değişmedi. değişen bakandı. ağaç içinde bu özelliklerin hepsi de vardır yalan değildir. bu bağlamda rahatlıkla denilebilir ki her insanın söylediği doğrudur fakat mutlak doğru değildir. öğreğimize dönecek olursak ağaç bu insanlar gördüğü farklı farklı anlamların hepsini barındırır içinde lakin hepsinden daha fazlasıdır her zaman için. insanlık piramidine yansıtırsak, kişi ne kadar iyi tanırsa şeyleri/eşyayı (ağacı) -ki piramidin üst basamaklarındaki insanlar-, ne kadar farklı insandaki ağaç tanımını kapsarsa, şeylerin/eşyanın (ağacın) mutlak anlamına o kadar yaklaşacaktır (bkz: canlı lügatlar... [2]). bu söylem aklımıza hz. muhammed (s.a.v)'in 'Allah'ım bana eşyanın hakikatini göster.' duasını getirir. anlaşılan odur ki hayatta tanımak, tanıdıkça mutlak doğruya yaklaşmak ve yaklaştıkça da bunun getirisi olan uygun değer yargılarına sahip olmak insan olabilmek adına elzemdir.
1: madde anlayışının insan yaşamına olan etkisini yerçekimi başlığında inceleyen detaylı bir yazı için: http://ayliner.blogspot.com/2008/02/yerekimi-gravity-btn-hayat-boyunca.html
2: canlı lügatlar yazısı için: http://kirlisakal.blogspot.com/2008/03/canl-lgatlar.html
mutlak doğru yoktur psikolojisi ise, insanın çok iyi duyumsadığı bu doğrulara göre yaşayamamasının (hayvani-bastırılamayan-edepsiz isteklerin yalan söyletme gücü dolayısıyle) verdiği rahatsızlığı, ahmakça elimine etme çabasıdır. netekim böyle bir mutlaklığın olmaması, bütün bilim insanları boşa emek harcıyor anlamına gelir. bir yerlerde belli kurallar var ki bilim adamları bazı teoriler ve yargılar bulabiliyorlar.
herkes bilir ki 20. kattan atlarsa insan ölür. tesadüf değildir. sonra çoğumuz biliriz ki, kemik kırıldıktan sonra kaynayana kadar hareket ettirilmemesi gerekir. eğer alçı gibi bir malzemeyle sabitlenmezse muhtemelen kaynama aşamasında yeniden kırılır. sonra daha az insan bilir ki, kaza geçiren bir motorsikletliden kaskı çıkarırken nelere dikkat edilmelidir. eğer kazada omurilik çatladıysa ve kazazede yaşıyorsa, hatalı bir çıkarma girişimi, kazazedeyi, en iyi ihtimali felç kalmak olduğu bir duruma düşecektir (genellikle ölüm). ve daha da az insan bilir ki, çevresinde gördüğü renkler onun psikolojisini, olaylara yaklaşımını değiştirmekte kendi ürettiği anlam, enerji yönüne çekmektedir. mesela kırmızı bir salona sahip ailede sürekli gerginlik olması tesadüfi değildir. bilgiler derinleşip, karmaşıklaştıkça olayların olasılığı ve tesadüfî denilebilinitesi arttı. lakin bilen bilir ki, ailedeki gerginlik, motorcunun felç kalması tesadüfi, es kaza olmamıştır, sadece daha detaylı bilgi gerektiriyordu. eğer insan daha çok bilirse görür ki hayatta olan her şey belli kurallar çerçevesinde işliyor.
o zaman bu kuralların hepsini öğrenen her şeyi bilip geleceği görebilir mi? hayır. mutlak olan gerçek aynı zamanda sonsuz olduğundan dolayı, bir insanın kapasitesi hiçbir zaman için buna yetmeyecektir, tümü eksiksiz anlayamayacaktır ("Allah a hakkıyla sena edemeyecektir"). lakin öğrendikçe geleceğe dair daha iyi tahminlerde bulunur. örnek olarak hava durumu tahminlerini verebiliriz. şu anki bilgiler ışığında önümüzdeki hafta için havanın %100 ne olacağı bilinmiyor lakin yüksek oranda tahmin edilebiliyor.
"herkesin kendi doğrusu vardır" yargısı doğrudur. herkes mutlak ve sonsuz olandan kendi algı ve anlayış kıstaslarına, kendi kapasitesine göre alacaktır. bir ağacı ele alalım... aynı ağacın yanından sürekli insanlar geçiyor. bir fizikçi geçerken, ağacın rüzgar kuvvetine karşı nasıl ayakta yıkılmadan durduğunu, esnekliğine göre köklerinin ne kadar kuvvetle tuttuğunu görebilir. ekoloji alanında bilgili bir insan, ağaçların temel yaşam döngüsünden oksijen üreterek ne kadar önemli ve etkili bir yere sahip olduğunu görecektir. bir ressam o ağacın renklerinin ne kadar birbiriyle uyumlu, yaprak ve dal şekillerinin ne kadar güzel ve orantılı olduğunu, bir marangoz ağacın ne tür mobilyalar için uygun olacağını, ondan nasıl eşyalar yapılabileceğini, bir çocuk tırmanıp nasıl eğlenileceğini vs. görür... geçen her insan baktıkları aynı şeyi, kendi bilgileri nispetinde gördü ve algıladı. oysa ki ağaç bu arada değişmedi. değişen bakandı. ağaç içinde bu özelliklerin hepsi de vardır yalan değildir. bu bağlamda rahatlıkla denilebilir ki her insanın söylediği doğrudur fakat mutlak doğru değildir. öğreğimize dönecek olursak ağaç bu insanlar gördüğü farklı farklı anlamların hepsini barındırır içinde lakin hepsinden daha fazlasıdır her zaman için. insanlık piramidine yansıtırsak, kişi ne kadar iyi tanırsa şeyleri/eşyayı (ağacı) -ki piramidin üst basamaklarındaki insanlar-, ne kadar farklı insandaki ağaç tanımını kapsarsa, şeylerin/eşyanın (ağacın) mutlak anlamına o kadar yaklaşacaktır (bkz: canlı lügatlar... [2]). bu söylem aklımıza hz. muhammed (s.a.v)'in 'Allah'ım bana eşyanın hakikatini göster.' duasını getirir. anlaşılan odur ki hayatta tanımak, tanıdıkça mutlak doğruya yaklaşmak ve yaklaştıkça da bunun getirisi olan uygun değer yargılarına sahip olmak insan olabilmek adına elzemdir.
1: madde anlayışının insan yaşamına olan etkisini yerçekimi başlığında inceleyen detaylı bir yazı için: http://ayliner.blogspot.com/2008/02/yerekimi-gravity-btn-hayat-boyunca.html
2: canlı lügatlar yazısı için: http://kirlisakal.blogspot.com/2008/03/canl-lgatlar.html
canlı lügatlar...
kamil insan eşyayı (şeyleri) daha iyi tanıyandır. onları gerçek anlamlarına daha yakın anlamlarıyla gören, anlamlandırabilen kişidir. bu tanı(ş)ma evresi tüm kavramların daha iyi daha doğru bir anlam bulmasını sağlar. bu bağlamda kişi kemale erdikçe iyi bir lügat olma vasfını alır.
Çarşamba, Mart 12, 2008
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

