Cumartesi, Mart 15, 2008

mutlak doğru...

doğru kavramı -yaşamımızın bizi tedirgin eden perspektifinden bakıldığında- evrene, hayata karşı davranışlarımızdan ugun olanıdır. herhangi bir anda, verebileceğimiz sonsuz farklılıktaki tepkilerden geri-dönüş itibariyle ve tüm evreni kapsayan etkileşimi itibariyle ya iyi-uygun-doğru dur -ki bu etkileşimin sınırsızlığı itibariyle tüm evren için doğrudur- ya da yanlıştır. yani herhangi bir an'sal varoluşta, yapacağımız herhangi bir hareket bu sınırsız etkileşim vasıtasıyla ya madde bağımlılığından kaynaklanan negatif yüklü enerji yayacak ya da madde merkezli anlayışı delen pozitif yüklü enerji yayacak [1]. bir an için yapacağımız bu tepkinin, bu yükler dışında olma ihtimali yok ve bu tepkinin hangi yükü ihtiva edeceği malumunuz tesadüfi değildir. sistemin belli kıstasları vardır. bu konuda emin olun sistem çok zeki ve uyanıktır, yani O'nu kandırma gibi bir girişim ileride muhtemel milyarları hüsrana uğratacaktır. ve asıl mesele ise böyle bir değer yargısının, kriter tablosunun veya mutlak doğrunun var olduğu...

mutlak doğru yoktur psikolojisi ise, insanın çok iyi duyumsadığı bu doğrulara göre yaşayamamasının (hayvani-bastırılamayan-edepsiz isteklerin yalan söyletme gücü dolayısıyle) verdiği rahatsızlığı, ahmakça elimine etme çabasıdır. netekim böyle bir mutlaklığın olmaması, bütün bilim insanları boşa emek harcıyor anlamına gelir. bir yerlerde belli kurallar var ki bilim adamları bazı teoriler ve yargılar bulabiliyorlar.

herkes bilir ki 20. kattan atlarsa insan ölür. tesadüf değildir. sonra çoğumuz biliriz ki, kemik kırıldıktan sonra kaynayana kadar hareket ettirilmemesi gerekir. eğer alçı gibi bir malzemeyle sabitlenmezse muhtemelen kaynama aşamasında yeniden kırılır. sonra daha az insan bilir ki, kaza geçiren bir motorsikletliden kaskı çıkarırken nelere dikkat edilmelidir. eğer kazada omurilik çatladıysa ve kazazede yaşıyorsa, hatalı bir çıkarma girişimi, kazazedeyi, en iyi ihtimali felç kalmak olduğu bir duruma düşecektir (genellikle ölüm). ve daha da az insan bilir ki, çevresinde gördüğü renkler onun psikolojisini, olaylara yaklaşımını değiştirmekte kendi ürettiği anlam, enerji yönüne çekmektedir. mesela kırmızı bir salona sahip ailede sürekli gerginlik olması tesadüfi değildir. bilgiler derinleşip, karmaşıklaştıkça olayların olasılığı ve tesadüfî denilebilinitesi arttı. lakin bilen bilir ki, ailedeki gerginlik, motorcunun felç kalması tesadüfi, es kaza olmamıştır, sadece daha detaylı bilgi gerektiriyordu. eğer insan daha çok bilirse görür ki hayatta olan her şey belli kurallar çerçevesinde işliyor.

o zaman bu kuralların hepsini öğrenen her şeyi bilip geleceği görebilir mi? hayır. mutlak olan gerçek aynı zamanda sonsuz olduğundan dolayı, bir insanın kapasitesi hiçbir zaman için buna yetmeyecektir, tümü eksiksiz anlayamayacaktır ("Allah a hakkıyla sena edemeyecektir"). lakin öğrendikçe geleceğe dair daha iyi tahminlerde bulunur. örnek olarak hava durumu tahminlerini verebiliriz. şu anki bilgiler ışığında önümüzdeki hafta için havanın %100 ne olacağı bilinmiyor lakin yüksek oranda tahmin edilebiliyor.

"herkesin kendi doğrusu vardır" yargısı doğrudur. herkes mutlak ve sonsuz olandan kendi algı ve anlayış kıstaslarına, kendi kapasitesine göre alacaktır. bir ağacı ele alalım... aynı ağacın yanından sürekli insanlar geçiyor. bir fizikçi geçerken, ağacın rüzgar kuvvetine karşı nasıl ayakta yıkılmadan durduğunu, esnekliğine göre köklerinin ne kadar kuvvetle tuttuğunu görebilir. ekoloji alanında bilgili bir insan, ağaçların temel yaşam döngüsünden oksijen üreterek ne kadar önemli ve etkili bir yere sahip olduğunu görecektir. bir ressam o ağacın renklerinin ne kadar birbiriyle uyumlu, yaprak ve dal şekillerinin ne kadar güzel ve orantılı olduğunu, bir marangoz ağacın ne tür mobilyalar için uygun olacağını, ondan nasıl eşyalar yapılabileceğini, bir çocuk tırmanıp nasıl eğlenileceğini vs. görür... geçen her insan baktıkları aynı şeyi, kendi bilgileri nispetinde gördü ve algıladı. oysa ki ağaç bu arada değişmedi. değişen bakandı. ağaç içinde bu özelliklerin hepsi de vardır yalan değildir. bu bağlamda rahatlıkla denilebilir ki her insanın söylediği doğrudur fakat mutlak doğru değildir. öğreğimize dönecek olursak ağaç bu insanlar gördüğü farklı farklı anlamların hepsini barındırır içinde lakin hepsinden daha fazlasıdır her zaman için. insanlık piramidine yansıtırsak, kişi ne kadar iyi tanırsa şeyleri/eşyayı (ağacı) -ki piramidin üst basamaklarındaki insanlar-, ne kadar farklı insandaki ağaç tanımını kapsarsa, şeylerin/eşyanın (ağacın) mutlak anlamına o kadar yaklaşacaktır (bkz: canlı lügatlar... [2]). bu söylem aklımıza hz. muhammed (s.a.v)'in 'Allah'ım bana eşyanın hakikatini göster.' duasını getirir. anlaşılan odur ki hayatta tanımak, tanıdıkça mutlak doğruya yaklaşmak ve yaklaştıkça da bunun getirisi olan uygun değer yargılarına sahip olmak insan olabilmek adına elzemdir.


1: madde anlayışının insan yaşamına olan etkisini yerçekimi başlığında inceleyen detaylı bir yazı için: http://ayliner.blogspot.com/2008/02/yerekimi-gravity-btn-hayat-boyunca.html

2: canlı lügatlar yazısı için: http://kirlisakal.blogspot.com/2008/03/canl-lgatlar.html

0 yorum: