Pazar, Nisan 24, 2011

sarı günler!

o günleri sadece böyle tanımlayabilirim galiba... çocukluğunun umutlu güzel bir yaz günü, pazar tatilidir... dışarıya adım atar atmaz o parlayan güneş tüm enerjisiyle dünyayı ve içindeki her şeyi sapsarı yapmıştır. hatta üzerine bir de sokağın tozları eklenmiştir. baban bahçede bir şey tamir ederken seni nalbura gönderir. ve 5 tane 9luk çivi almanı ister. parayı sıkı tutup, para üstü almayı unutmamayı da tembihler... bacağınız kadar merdivenlerden koşarak çıkmaya çalışırsınız, sadece yere bakabilirsiniz güneşin parlaklığından. koşa koşa gidip dükkana girince çocuk heyecanına güler nalbur amca. ve para üstünü büyük bir haklılıkla istersiniz, çocuk aklınızla. sonra yine yukarıya bakamadan yerdeki kaldırım taşlarını inceleyerek, belki de çizgilere basmadan belki de kaç adımda bir çizgiye denk geleceğini sayarak dönersiniz. döndüğünüzde çekiçten gelen güçlü sesleri göz kırpa kırpa izlersiniz.

bu ve bunun gibi bütün detaylar, sarı günler olarak kalır aklınızda... çünkü o gün herbir zerre tüm enerjisini güneşten almıştır.

0 yorum: